Dünü, bugünü, yarını anlatan hikayeler.

Nedir Bu “Yavaş Kent” Meselesi? Neden Önemli?

 

Bu blog yazısında Elif Karakurt Tosun ve Bekir Değirmenci’nin yazmış olduğu “Yaşam Kalitesi Ekseninde Şekillenen Alternatif Bir Kentsel Yaşam Modeli: Yavaş Kentleşme Hareketi” isimli makaleden faydalanılmıştır.

Günümüz dünyası 21. yüzyılda toplum yapısını açıklarken en çok kullanılan kavramlardan bir tanesi de “McDonaldslaşma” olgusudur. Bildiğiniz üzere, McDonald’slar, 1950’lerde Amerika’da faaliyete geçen ve ardından dünyanın dört bir yanında yaşam biçimini etkileyen zincir bir restoran. Ve Mc Donalds yalnızca bir fast-food restoranı olmasının ötesinde toplumun eğitim, sağlık, seyahat, zevk, rejim, siyaset, aile ve tüm toplumsal düzeylerini etkilemekte.

Yavaş hareketi temelde hızlı yemek yeme kültürüne karşı çıkıyor. Hızlı yemek yeme süreçlerinin geleneksel yaşam anlayışına karşıt olduğunu ve kültürel öğeleri yok ettiğini söylüyor. Ardından bu “yavaş hareketi” anlayışının gelişmesi ile birlikte de “yavaş kentleşme” hareketi oluşmaya başlıyor.

Yavaş kentleşme “Kentler yaşamımızı nasıl etkiliyor? Ve yaşam kalitesi nasıl sağlanır?” sorularına yanıt arıyor.

Yaşam kalitesi sosyal ve ekonomik politikalar ile oldukça bağlantılı ve şehir planlaması, zihin/beden sağlığı gibi konularla da ilişkili olup çokça multidisipliner kaynaktan beslenen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

Bu alanda çalışa yürüten Van Kamp ve arkadaşları ise yaşam kalitesi için aşağıdaki kavram tablosunu oluşturuyor:

 

Yani kentlerimiz yavaşladıkça yaşam kalitemiz artıyor mu?

Van Kamp ve arkadaşlarının tablosundan baktığımızda aslında evet. Yaşadığımız kentler, bu kentte oluşturduğumuz bağlar ve yaşamımız; nasıl olduğumuzu ve yaşamımızın kalitesini oldukça etkiliyor.

Dünya üzerinde yaşayan kişilerin sayısı hızla arttıkça, kentlerde yaşayan oran da bu sayıyla benzer bir hızla arttıkça da kentlerin sürdürülebilirliği ile kentsel yaşam kalitesi kavramları daha da gündem konusu haline gelmeye başlıyor.

Kentlerimizde bize sunulan imkanlar, kentimiz içindeki yaşam kalitemizi belirliyor. Bu sayede farklı katmanlar içinde yaşayan tüm bireyler eşit ve dengeli biçimde çeşitli olanaklardan faydalanabiliyor. Toplumsal, kültürel ve siyasal süreçlerin dahilinde de eğitsel, sanatsal, ekinsel, siyasal süreçlerin birer parçası olma imkanı buluyor.

Peki nasıl yavaş kentleşeceğiz?

Yavaş Kentler Birliğinin yönergelerine göre her şeyin en öncesinde bir kente 50.000’den fazla insan sığdırmak için olağanüstü bir çabaya girmeyeceğiz. Olağanüstü çabaya girmesek dahi sadece 50.000 insanı o kentte tutmak adına çabada bulunacağız.

Küçük yerleşim yerleri içerisinde kişilerin birbirleri ile daha yoğun ve uzun süreli ilişkiler kurmasına imkan sağlayacağız. Kişilerarası diyaloglar için alan açacağız. Bu bağlar sayesinde, bu iletişimlerden güç alarak sivil dayanışmayı ve birbirimize karşı olan yükümlülüklerimizi sağlamlaştıracağız.

(Burada elbette doğası gereği bir metropol olan kentlerimiz de böyle olsun demiyorum ancak var olan büyük kentlerde nüfus yoğunluğu oluşmasının ötesine geçip biraz daha eşit dağılım oluşturacak fırsatlar yaratmaktan bahsediyorum.)

Ardından kent içi değerlerimizi aşağıdaki tablo ile eşdeğer şekilde geliştireceğiz. Teknolojiden faydalanacağımız kadar geleneksel ve yerel kültürümüze de sahip çıkacağız. Yapılarımızı da yöresel değerlerimizi de koruyacağız.

Okudum, öğrendim, peki ne düşündüm?

Konuyu araştırmam ve makaleyi okumam ile birlikte kafamda hep geçen düşünceleri biraz daha somutlaştırıp besledim.

“Niçin doğamıza aykırı sistemlerle ilerliyoruz?”

“Fast-food”laştırdığımız müteahhitlik anlayışımızla birlikte bize uymayan kentleri hızlıca inşaa edip hızlıca dolduruyoruz. İnşaasını bile köklendirerek yapmadığımız sistemlerde, kökleri olmayan hikayeler oluşturuyoruz. Özgün, karakteristik, kendi kendini var eden doğal oluşumlarımızı; birbiri ile benzer, karakteri olmayan ve tüketmeye yönelik oluşumlarla değiştiriyoruz.

“Yavaş Kent” hareketini anlamak, tersine göç sistemleri oluşturmak için doğru şekilde kullanmak, çok daha iyi uygulamak ve yaşam kalitemizi arttıracak alanlar oluşturarak daha sağlıklı halimize ulaşmak için daha çok çalışmamız gerek. Tabii, yalnızca uygulamamız gerekeni iyi anlamakla da kalmayıp şu anda uyguladığımız sistemleri çekici kılan unsurları da daha çok tanımamız, eğer doğru bir tabir ise mevcut sistemin şapkasını kullanarak da düşünmemiz gerek.

 

Posted in

“Nedir Bu “Yavaş Kent” Meselesi? Neden Önemli?” için bir cevap

  1. Arzum Avatar
    Arzum

    ilgi çekici

    Beğen

Yorum bırakın