Semanur İstanbul’da psikoloji lisansını bitirdi ve şimdi felsefe okuyor. Kendi hayatını şu şekilde anlatıyor: “Diyarbakır’ın küçük bir köyünde beş kardeşin en büyüğü olarak dünyaya geldim. On haneli bir köydü bizimkisi. Çocukluğum oyunlarla geçti. Ailemiz genel olarak hem beni hem kardeşlerimi özgür bıraktı. Erkek-kız ayrımının olmadığı bir ailede büyüdüm, herkesin sorumlulukları ve özgürlükleri vardı. Kurallar koymazlardı genelde, bize güvenirlerdi. Güvenmeseler bile zaten tek seçenek bizim hayatımız olduğu için karışmayan bir ailem vardı.”
“Gerçekten bir şeyleri, önce kendimi sonra da çevremizi değiştirebilecek insanlar olabilmemizi umuyorum; üç saniye sonrası bile belli değilken kendimize not bırakmak da çok garip bir olay. İnsanın en büyük amacı kendini keşfetmek, benden içerideki beni anlamaya çalışmak. Ömür boyu arayacak mıyım o kişi onu da bilmiyorum ama hayat beklentilerim bu yönde… ”
Sema Nur Kuzu
Benim adım aslında Simanur olarak düşünülmüş ama nüfus kaydında Semanur oldu. Gökyüzündeki ışık anlamına geliyor Semanur, Simanur da yüzdeki ışık.
İstanbul’a üniversite okumak için geldim; önce psikoloji okudum, şimdi de felsefe okuyorum. Psikoloji insan zihnini anlamak için iyi bir başlangıçtı ama derinlerde eksik kalan bir şey olduğu için felsefe okumak istedim.
Şu anki hayatımda, günlerim genellikle araştırma, okuma, öğrenme ve insanlarla sohbetlerle geçiyor. Beni tanıyanlar hep çalıştığımı söylüyor ama bana göre yaptığım şey çalışmaktan öte bir keşif. Ben böyle eğleniyorum.
Günlere genellikle pozitif başlıyorum. Eğer kaygılandıran bir şeyler yoksa, günü de pozitif bitiriyorum. Sıradanın dışına çıktığım günler de var. Ani kararlar verebilen bir insanım; fırsat olsa bir anda yurt dışına çıkabilirim. Plan yapmadan, sadece hissettiğim gibi…
Geleceğe dair hayallerimde ise daha çok seyahat etmek, farklı kültürlerle tanışmak ve bu kültürlerden insanlarla sohbet etmek var. 10 yıl sonraki kendimle oturup konuşsam, yapmak istediğim projelerin meyvelerini toplarken bulmak isterdim onu. Gerçekten faydalı işler yapmış ve büyük bir kitleyle iletişim kurmuş olmayı isterdim. Geçmişe dönüp baktığımdaysa 10 yıl önceki halime ‘Doğru yoldasın.’ derdim.

Hayattaki şartlarımıza pek dezavantaj olarak bakmıyorum, bu şartlarda bu haldeydim, başka şartlarda başka hallerde olabilirdim. Ama belki ailemin refahı daha çok olsaydı, belki eğitimi daha çok olsaydı farklı olurdu ama ona da dezavantaj demek istemiyorum. Sonuçta bilemem onun da nasıl olacağını o yüzden yine de oldukça şanslı geldim. En büyük avantajımsa belki de hiçbir zaman tek bir noktaya odaklanmamak, vazgeçmemek oldu. Çevremden çok fazla etkilenmedim, kendi yolumu kendim keşfettim. Eksikler ve hatalar tabii ki vardı ama önemli olan, bu eksiklerle kendi kimliğimi bulmaktı.
Bu bölümde, Sema Nur konuk oldu hikayelerime. Diyarbakır’da, 10 haneli bir köyde 5 kardeşin en büyüğü. Psikoloji okumuş, ardından felsefe okuyarak devam ediyor. Kısa ama etkili bir tanışıklık oldu bizimkisi. Tanıştığım en özgün, gelişimi göz eden ve girişken kadınlardan birisi. Hepimizin onun hikayesinden bir parça taşıması gerektiğini, onun hikayesini anlaması ve fark etmedi gerektiğini düşünüyorum.
Elif Öykü Lal Mutlu
Yorum bırakın