Dünü, bugünü, yarını anlatan hikayeler.

Emeklilikten Pamuk Şekerciliğe Bir Hikaye – Röportaj

Adem Amca zamanında Sümerbank İplik fabrikasında çalışmış bir emekli işçi. Şimdi 30 senedir pazar çıkışlarında kendi yaptığı pamuk şekerleri satıyor. Günlük yevmiyesi 250-300 bazen de 400 lira. Buradan kazandığı para ile de 4 ailenin geçimine katkı sunuyor. Aylık 7.500₺ ile 12.000₺ aralığında bir kazanç demek olur bu. Her gün pamuk şeker arabası ile bir saat boyu yol gelip bir saat boyu da yol gidiyor. Kimi zaman Adana Optimum’un orada kimi zaman pazar açıldıysa pazarın çıkışında satış yapıyor. 30 senedir her gün Adana’da, pamuk şeker arabasıyla sokak sokak dolaşan Adem Amca, ailesi için çabalıyor. Ama bu, sadece bir yaşam mücadelesinin değil, bir toplumun fotoğrafı.

 

Eminim ki birçoğumuzun emeklilik hayali sessiz sakin bir şehirde, belki memleketimizde bahçeli bir ev. Peki Adem Amca’nın emeklilik hayali neydi?

Belki sadece torunlarıyla vakit geçirmek, belki ufak bir bahçede kendi sebzelerini yetiştirmek belki de onca sene fabrikada çalışmanın ardından sadece oturup dinlenmek. Ama bugün hâlâ geçim derdiyle pazarlarda pamuk şeker satıyor.

Adem Amca’nın bu çabası, aslında ülkemizde pek çok emeklinin ve çalışanın yaşadığı gerçeğin bir parçası. Konuyu olgu olarak ele aldığımızda ise toplumsal boyut biraz daha somutlaşıyor ve gerçekler önümüze serilir hale geliyor.

SGK’nın verilerine göre Türkiye’de milyonlarca kişi, Adem Amca gibi geçim sıkıntısı içinde hayatlarını sürdürüyor. Türk-İş’in açlık sınırı verileri, 14.000₺ iken, Adem Amca’nın aylık kazancı 12.000₺’yi bile bulmuyor. Dört kişilik bir aile için bu, temel ihtiyaçlarını karşılayamamak demek. Adem Amca ise dört kişiye yetmeyecek kazancını dört ayrı aileye yettiriyor. Nüfusumuzun yaklaşık %18,28’i geçim derdiyle endişeleri arasında aile şemasında sahip olduğu rollerin birlikteliğinde “birey” de olmaya çabalıyor.

Bireylerin bu zor şartlar altında dahi hayata tutunma çabası, toplumsal dayanışma ve adil bir sosyal güvenlik sisteminin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gün sonunda görünen çıkar yolda ise tüm zorluklara rağmen, Adem Amca ve onun gibi milyonlar, yaşamın zorluklarına karşı ayakta durmaya devam ediyor.

Ancak bu dimdik duruş, nereye kadar sürebilir? Emeklilik, çalışmak zorunda olunan bir dönem mi olmalı? Adem Amca’nın hayalindeki huzurlu emekliliğe ulaşması ne zaman gerçek olacak? Bu sorular Adem Amca için olduğu kadar milyonlarca insanın geleceği için de cevaplanmayı bekliyor.

Emeklilerin insanca yaşayabileceği bir sistemin inşa edilmesi için, sosyal güvenlik reformları ve asgari geçim şartlarının yeniden tanımlanması ise daha iyi bir sistem inşaa edebilmek için gerekli.

Peki biz Adem Amca’nın ve onun gibi milyonların hayalini gerçekleştirmek, kendi hayallerimizi gerçekleştirmek için ne yapmalıyız?

Adem Amca ile semt pazarı çıkışında tanıştık. Sohbetimiz babamın bana eskiden olan pamuk şeker makinelerini göstermek istemesi ile başladı ve toplumsal durumumuzu gösteren nitelikte bir hikaye ile devam etti.

Elif Öykü Lal Mutlu

 

Posted in

Yorum bırakın