Dünü, bugünü, yarını anlatan hikayeler.

Hatay: Deprem Öncesinden Bugüne – Umudun ve Kaybın Hikayesi

Deprem Öncesi Hatay: Canlı Bir Şehrin Gündeminden Kesitler

6 Şubat 2023’ten önce Hatay, sadece Türkiye’nin değil, dünya kültürel mirasının önemli merkezlerinden biriydi (ILO, 2024). Tarih boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış olan şehir, kozmopolit yapısıyla hoşgörünün ve kültürel çeşitliliğin en güzel örneklerinden birini sunuyordu (BBC, 2024).

Deprem öncesinde Hatay’ın nüfusu yaklaşık 1.6 milyondu ve bölge, tarım, ticaret ve turizm alanlarında önemli bir merkezdi [(TÜİK, 2023)]. Şehirde, yeni sanayi yatırımları planlanıyor, Asi Nehri çevresindeki yaşam alanları modernize ediliyordu. Deprem öncesi projeler arasında Hatay’ın liman kapasitesinin artırılması, yeni kültürel etkinlik alanlarının inşası ve gastronomi turizminin daha fazla teşvik edilmesi gibi hedefler bulunuyordu (TMMOB, 2024).

Şehir halkı, Asi Nehri kıyısında yürüyüş yapmayı, tarihi Uzun Çarşı’da alışveriş etmeyi, Antakya’da mozaik müzesini ziyaret etmeyi bir rutin haline getirmişti. Hatay mutfağı, UNESCO tarafından “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil edilerek, künefe ve tepsi kebabı gibi yöresel lezzetleri dünya çapında tanıtma fırsatı yakalamıştı (VOA Türkçe, 2024). Ancak 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem, tüm bu planları aniden durdurdu ve şehrin geleceği bambaşka bir noktaya evrildi (Le Monde, 2024).

Özellikle, Hatay’ın tarihi dokusunu koruyarak turizmi artırma çalışmaları dikkat çekiyordu. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Antakya ve çevresi, gastronomi ve kültür turizmi açısından büyük potansiyele sahipti (VOA Türkçe, 2024). 2022 yılı itibarıyla, Hatay’ın mutfağı UNESCO tarafından “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil edilmişti. Bunun yanı sıra, Asi Nehri çevresindeki çevre düzenlemeleri ve Antakya’daki altyapı projeleri de şehir gündeminin önemli başlıkları arasındaydı. Ancak 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem, tüm bu planları aniden durdurdu ve şehrin geleceği bambaşka bir noktaya evrildi (Le Monde, 2024).


6 Şubat 2023 Depremi Sonrası Hatay: İlk 100 Günün Hikayesi

6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli 7,8 büyüklüğündeki deprem, Hatay’da büyük yıkıma neden oldu (TMMOB, 2024). Özellikle Antakya, İskenderun ve Defne ilçeleri ciddi zarar gördü. Yıkılan apartmanların altında kalan insanlar, sadece fiziksel olarak değil, bir kentin hafızasının da enkaz altında kaldığını gösteriyordu. Deprem sonrası ilk 100 gün içinde Hatay, ülke çapında ve uluslararası alanda yoğun yardım kampanyalarının merkezi haline geldi (ILO, 2024).

Kentin simgesi olan Uzun Çarşı’da, yıllardır aynı dükkânda tezgâh açan esnaf, sabahları o çarşının kapısından girip dostlarıyla selamlaşamaz oldu. Asi Nehri kenarında yürüyüş yapan yaşlı çiftler artık oturup gün batımını izleyemedi. Deprem sadece binaları değil, insanların günlük hayatını, alışkanlıklarını, anılarını da yok etti.

İlk 100 gün boyunca birçok mahallede çadır kentler kuruldu, insanlar en temel ihtiyaçlarına ulaşmakta güçlük çekti. Fırınların çoğu yıkıldığı için insanlar ekmeğe ulaşmakta zorluk yaşadı. Çocuklar okullarına dönemedi, parklar sessizleşti. Konteyner kentler, kısa vadeli bir çözüm olarak devreye sokulsa da, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yeterli hale gelmesi için yoğun çaba sarf edilmesi gerekti (UNICEF, 2024).

Eğitim, afet sonrası en büyük zorluklardan biri olarak öne çıktı. Okulların büyük bir bölümü ya tamamen yıkıldı ya da ağır hasar aldı (Milli Eğitim Bakanlığı, 2024). Geçici eğitim merkezleri ve konteyner sınıflar oluşturularak çocukların eğitime devam etmesi sağlanmaya çalışıldı. Ancak, ders materyallerine ulaşım, öğretmen eksikliği ve psikososyal destek ihtiyacı büyük sorunlar olarak devam etti (UNESCO, 2024).

Günlük yaşamın tekrar rayına oturması için su ve elektrik altyapısının onarılması gerekiyordu. Çadır kentlerde yaşayan aileler, uzun süreli barınma çözümleri beklerken, sağlık hizmetlerine erişim konusunda da sıkıntılar yaşadı (WHO, 2024). Hayatın normale dönmesi için büyük çabalar sarf edilse de, deprem öncesinin Hatay’ı artık bambaşka bir kent olmuştu.

Bu felakette, Hatay’da 80.323 bina yıkıldı veya ağır hasar aldı (VOA Türkçe, 2024). Depremde 24.147 kişi hayatını kaybetti. Ancak bu kayıplar yalnızca sayılarla ifade edilemez; Hatay aynı zamanda tarihini, kimliğini, sokaklarındaki sesleri, kuşaktan kuşağa aktarılan anıları da yitirdi (Le Monde, 2024).

Depremin ardından 90 ülkeden arama-kurtarma ekipleri Türkiye’ye gelerek Hatay dahil olmak üzere afet bölgelerinde çalışmalara katıldı (El País, 2024). Ancak adalet arayışında olan insanlar için bu yardımlar yeterli olmadı. Depreme ilişkin ihmaller nedeniyle müteahhitlere, belediye yetkililerine ve ilgili kamu görevlilerine karşı çok sayıda dava açıldı (BBC, 2024).


İki Yıl Sonra Hatay: Yeniden İnşa ve Gelecek Planları

Depremin üzerinden iki yıl geçti, ancak Hatay gerçekten ne kadar toparlandı? Kentsel dönüşüm ve yeniden yapılanma projeleri hızla ilerliyor mu, yoksa süreç hâlâ büyük engellerle mi karşı karşıya? Türkiye genelinde yürütülen “Afet Bölgesi Yeniden İmar Programı” kapsamında Hatay’da kalıcı konut projeleri hayata geçirilmeye başlandı (ILO, 2024). Ancak, bu projelerin şeffaflığı ve sürdürülebilirliği konusunda hâlâ büyük soru işaretleri var (TMMOB, 2024).

TOKİ’nin öncülüğünde yapılan inşaat çalışmaları hız kazanıyor gibi görünse de, birçok bölge hâlâ tam anlamıyla toparlanabilmiş değil. Bölgedeki ekonomik dengenin yeniden sağlanması, halkın geçim kaynaklarına erişimi ve sosyal hayatın eski dinamizmine kavuşması hâlâ büyük bir mücadele gerektiriyor (Le Monde, 2024).

Hatay’da uzun vadeli planlar arasında, şehrin kültürel ve ekonomik yapısını yeniden canlandırmak yer alıyor. Ancak bu projeler kimin yararına ve ne kadar kapsayıcı? Antakya ve çevresinde tarihi mirası koruma projeleri yürütülüyor, fakat bu koruma ne kadar etkili olacak? Yerel ekonomiyi canlandırmaya yönelik destek programları gerçekten bölge halkının yaşam kalitesini artırıyor mu? (BBC, 2024)

Bunun yanı sıra, adalet arayışı içinde olan pek çok insan, sevdiklerini kaybetmenin acısına ek olarak ihmallerin hesap verilmesini talep ediyor. Depreme ilişkin ihmaller nedeniyle müteahhitlere, belediye yetkililerine ve ilgili kamu görevlilerine karşı çok sayıda dava açıldı (BBC, 2024). Ancak süreç yavaş ilerliyor ve mağdurlar adaletin gecikmesinden endişe duyuyor. Hukukçular ve insan hakları savunucuları, sürecin hızlandırılması ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi için mücadele ediyor. Hatay’ın yeniden inşası sadece fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal adaletin sağlanması açısından da kritik bir süreç.

Kalıcı konut ihtiyacı halen büyük bir sorun olarak duruyor. Geçici barınma çözümleri uzun vadede nasıl sürdürülebilir olacak? Hükümet ve yerel yönetimler, bölge halkının sesini ne kadar duyuyor? Hatay’da yaşayanların, sürece katılımı ve karar alma mekanizmalarındaki etkinliği nasıl sağlanıyor? (VOA Türkçe, 2024)

Bunun yanı sıra, Hatay halkının deprem sonrası ruhsal ve sosyal iyileşme süreci de büyük önem taşıyor. Psikososyal destek projeleri, toplumsal dayanışmayı güçlendirecek ve bireylerin rehabilitasyonunu hızlandıracak şekilde yaygınlaştırılmalı. Çocuklar ve gençler için oluşturulan eğitim programları ve sanatsal etkinlikler, sadece travma sonrası destek değil, aynı zamanda şehrin kültürel mirasını koruyarak yeniden inşa sürecine de katkı sağlayacaktır (El País, 2024).

Hatay, tarih boyunca birçok felaket atlatmış, defalarca küllerinden doğmuş bir şehir. Şimdi de halkının dayanışması ve kararlılığıyla yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Deprem sonrası yeniden inşa sürecinde atılacak doğru adımlarla, Hatay yalnızca eski günlerine dönmekle kalmayacak, aynı zamanda daha dirençli ve yaşanabilir bir şehir olarak geleceğe umutla bakmaya devam edecek.

Depremin üzerinden iki yıl geçti, ancak Hatay gerçekten ne kadar toparlandı? Kentsel dönüşüm ve yeniden yapılanma projeleri hızla ilerliyor mu, yoksa süreç hâlâ büyük engellerle mi karşı karşıya? Türkiye genelinde yürütülen “Afet Bölgesi Yeniden İmar Programı” kapsamında Hatay’da kalıcı konut projeleri hayata geçirilmeye başlandı (ILO, 2024). Ancak, bu projelerin şeffaflığı ve sürdürülebilirliği konusunda hâlâ büyük soru işaretleri var (TMMOB, 2024).

TOKİ’nin öncülüğünde yapılan inşaat çalışmaları hız kazanıyor gibi görünse de, birçok bölge hâlâ tam anlamıyla toparlanabilmiş değil. Bölgedeki ekonomik dengenin yeniden sağlanması, halkın geçim kaynaklarına erişimi ve sosyal hayatın eski dinamizmine kavuşması hâlâ büyük bir mücadele gerektiriyor (Le Monde, 2024).

Hatay’da uzun vadeli planlar arasında, şehrin kültürel ve ekonomik yapısını yeniden canlandırmak yer alıyor. Ancak bu projeler kimin yararına ve ne kadar kapsayıcı? Antakya ve çevresinde tarihi mirası koruma projeleri yürütülüyor, fakat bu koruma ne kadar etkili olacak? Yerel ekonomiyi canlandırmaya yönelik destek programları gerçekten bölge halkının yaşam kalitesini artırıyor mu? (BBC, 2024)

Kalıcı konut ihtiyacı halen büyük bir sorun olarak duruyor. Geçici barınma çözümleri uzun vadede nasıl sürdürülebilir olacak? Hükümet ve yerel yönetimler, bölge halkının sesini ne kadar duyuyor? Hatay’da yaşayanların, sürece katılımı ve karar alma mekanizmalarındaki etkinliği nasıl sağlanıyor? (VOA Türkçe, 2024)

 


Kaynaklar:

Posted in

Yorum bırakın