Bugünden Hikayeler, her birimizin hayatta sahip olduğu hikayeleri ve bu hikayeleri oluşturan parçaları çeşitli yayın araçları ve kolaylaştırıcı materyaller kullanarak anlatmaktır. “Anlatabildiğimiz ve anlaşılabildiğimiz sürece varız” yaklaşımıyla, topluma dair hikayeleri derinlemesine ele almayı amaçlar.

  • Emeklilikten Pamuk Şekerciliğe Bir Hikaye – Röportaj

    Adem Amca zamanında Sümerbank İplik fabrikasında çalışmış bir emekli işçi. Şimdi 30 senedir pazar çıkışlarında kendi yaptığı pamuk şekerleri satıyor. Günlük yevmiyesi 250-300 bazen de 400 lira. Buradan kazandığı para ile de 4 ailenin geçimine katkı sunuyor. Aylık 7.500₺ ile 12.000₺ aralığında bir kazanç demek olur bu. Her gün pamuk şeker arabası ile bir saat boyu yol gelip bir saat boyu da yol gidiyor. Kimi zaman Adana Optimum’un orada kimi zaman pazar açıldıysa pazarın çıkışında satış yapıyor. 30 senedir her gün Adana’da, pamuk şeker arabasıyla sokak sokak dolaşan Adem Amca, ailesi için çabalıyor. Ama bu, sadece bir yaşam mücadelesinin değil, bir toplumun fotoğrafı.

    (daha…)
  • Hayat Ömür Boyu Bir Arayış Mı? – Röportaj

    Semanur İstanbul’da psikoloji lisansını bitirdi ve şimdi felsefe okuyor. Kendi hayatını şu şekilde anlatıyor: “Diyarbakır’ın küçük bir köyünde beş kardeşin en büyüğü olarak dünyaya geldim. On haneli bir köydü bizimkisi. Çocukluğum oyunlarla geçti. Ailemiz genel olarak hem beni hem kardeşlerimi özgür bıraktı. Erkek-kız ayrımının olmadığı bir ailede büyüdüm, herkesin sorumlulukları ve özgürlükleri vardı. Kurallar koymazlardı genelde, bize güvenirlerdi. Güvenmeseler bile zaten tek seçenek bizim hayatımız olduğu için karışmayan bir ailem vardı.” 

    (daha…)

  • Nedir Bu “Yavaş Kent” Meselesi? Neden Önemli?

     

    Bu blog yazısında Elif Karakurt Tosun ve Bekir Değirmenci’nin yazmış olduğu “Yaşam Kalitesi Ekseninde Şekillenen Alternatif Bir Kentsel Yaşam Modeli: Yavaş Kentleşme Hareketi” isimli makaleden faydalanılmıştır.

    Günümüz dünyası 21. yüzyılda toplum yapısını açıklarken en çok kullanılan kavramlardan bir tanesi de “McDonaldslaşma” olgusudur. Bildiğiniz üzere, McDonald’slar, 1950’lerde Amerika’da faaliyete geçen ve ardından dünyanın dört bir yanında yaşam biçimini etkileyen zincir bir restoran. Ve Mc Donalds yalnızca bir fast-food restoranı olmasının ötesinde toplumun eğitim, sağlık, seyahat, zevk, rejim, siyaset, aile ve tüm toplumsal düzeylerini etkilemekte.

    Yavaş hareketi temelde hızlı yemek yeme kültürüne karşı çıkıyor. Hızlı yemek yeme süreçlerinin geleneksel yaşam anlayışına karşıt olduğunu ve kültürel öğeleri yok ettiğini söylüyor. Ardından bu “yavaş hareketi” anlayışının gelişmesi ile birlikte de “yavaş kentleşme” hareketi oluşmaya başlıyor.

    Yavaş kentleşme “Kentler yaşamımızı nasıl etkiliyor? Ve yaşam kalitesi nasıl sağlanır?” sorularına yanıt arıyor.

    (daha…)